Salı, Haziran 23, 2009

İki fotoğraf arasındaki 7 fark…

amd_neda_video benno-ohnesorg-dying

O görüntüleri izlediğimden beri yazmamak için kendimi zor tutuyorum. Gazeteleri internet sitelerinden gece geç saatlerde okuma âdetim ilk kez beni böylesine bir pişmanlığa sürükledi. Sağolsun Milliyet İnternet üstün gazetecilik anlayışıyla Nida Sultan’nin ölüm anını “+18” etiketiyle “sansürsüz” olarak yayınlamıştı. Görüntülerden kalbinden vurulup yerde yatan genç bir kız var, yanıbaşındaki adamcağız “Nida korkma! Korkma Nida… Nida benimle kal! Nida benimle kal!” diye haykırıyordu ama Nida artık bizimle değildi. Ağzından burnundan boşalan kanlar etraftan yükselen çığlıklara karıştı ve artık İran’dan yükselen bütün çığlıkların adı Nida oldu. Tıpkı 2 Haziran1967’de Batı Berlin’de evinin bahçesinde ensesinden vurularak öldürülen Benno Ohnesorg gibi O’da artık bir direnişin simgesi oldu.

Çok sevdiğim bir söz vardır: “Tarih değil hatalar tekerrür eder!  İran’da devrim olur mu bilmiyorum. Bildiğim tek bir şey var o da bu acıların katlanarak devam edeceği… Dünya ve ülkemizin tarihine baktığımızda ateşin ateşle söndürülmesi hiçkimseye bir fayda sağlamamıştır. Geride tarifsiz acılar ve hesaplaşılmayı bekleyen ölümler bırakmak yapabileceğinizin en kötüsü olacak. İranlı yetkililerin Nida’nın cenazesini “gösterişsiz” bir şekilde defnetmeleri şartıyla ailesine vermiş olması apaçık bir korkunun göstergesi. Kendileri de biliyor ki Cenaze namazı bile kılınmadan defnettiğiniz o genç kız artık bir insandan çok daha fazlası… Bu fazlalık onları korkutmakta haklı ve bu korku onları daha da vahşileştirecek.

Tüm kimliğimden sıyrılarak sadece bir insan olarak söylüyorum: Umarım yukarıdaki karelere yenileri eklenmez. Çünkü bazen ateş sadece düştüğü yeri yakmıyor.

Son olarak Nida’nın “gösterişsiz” mezarı ile yazımıza son verelim…

nedagrave

0 yorum:

Yorum Gönder

 

Hariçten GazellerimIEn'lerin GünlüğüIFutbolMekan